in front of

  1. (a) önünde.
    The car parked just in front of the house. (b) huzurunda, yanında, karşısında, … varken.

    You shouldn't use such bad language in front of the children.
aklını çelmeye çalışmak, vaatlerle kandırmaya uğraşmak. 7.
keep someone dangling
k.d.:
bir kimseyi şüphe ve tereddüt içinde bırakmak/bekletmek, boşuna üzmek.
She likes to keep her lovers dangling. Don't keep me dangling, tell me if I passed the test.
karşı sına çıkmak Fiil